Ocak ayı, tüm dünyada Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı olarak anılıyor. Bu kapsamda düzenlenen etkinliklerde hayati mesajlar veriliyor. Erken tanı hayat kurtarırken, HPV aşısının koruyuculuğu bir kez daha vurgulanıyor. Doktorlar, 'Şikayetim yok' diyerek kontrollerin aksatılmaması gerektiğinin altını çiziyor. Hastalık belirti vermeden ilerleyebiliyor. İşte kanserle mücadelede son gelişmeler ve uzmanların altın değerindeki tavsiyeleri...
'YÜZDE 97 SESSİZ İLERLİYOR'
Aslında formülü çok basit. Erken tanı ve aşı ile tamamen önlenebiliyor. Ama rakamlar üzücü. Yeterli farkındalık olmadığı için tehlike sürüyor.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mesut Polat, hastalığın nedeninin bilindiğini hatırlattı. Baş şüpheli HPV virüsü. Polat, 'Bu virüs dünyada çok yaygın ve vakaların yüzde 97'sinde sessizce ilerliyor. Fark edilmesi zor olabilir' dedi.
Çözüm ise aşıda. Polat, aşının ideal olarak cinsel yaşam başlamadan yapılması gerektiğini belirterek, '21 yaşından sonra da düzenli kontroller şart' uyarısında bulundu.
'TAM ON İKİDEN VURUYORUZ'
Erken teşhis konulduğunda tedavi başarısı çok yüksek. Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Gül Alço, teknolojinin geldiği noktayı anlattı.
Yeni nesil cihazlarla 4 boyutlu görüntüleme yapılabiliyor. Alço, 'Tümörü tam hedeften vururken sağlam dokuları koruyabiliyoruz. Hastalarımız işlem sırasında ağrı hissetmiyor, yan etkiler de minimuma iniyor' ifadelerini kullandı.
'ŞİKAYETİM YOK DEMEYİN'
En büyük hata 'bir şikayetim yok' diyerek doktora gitmemek. Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İsa Aykut Özdemir, bu algının yıkılması gerektiğini savundu.
Hastalık çoğu zaman belirti vermeden son evreye gelebiliyor. Özdemir, kanserleşme potansiyeli olan lezyonların tespit edildiği anda tedavi edilmesi gerektiğini vurguladı.
YAŞAM KALİTESİ HEDEFTE
Hastalıkla mücadele bir ekip işi. Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Tamer Atasever, hızlı hareket etmenin önemine değindi. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Melih Şimşek ise ileri evre hastalarda bile umut olduğunu belirtti.
Şimşek, 'Öncelikli hedefimiz hastanın yaşam süresini uzatmak ve kalitesini artırmak. Tedaviye bağlı kalp ve böbrek gibi organlarda oluşabilecek hasarları en aza indirmeye çalışıyoruz' diye konuştu.